ÖZ
Rusya ilk defa Osmanlõ Devleti ile serbest ticaret imkânõnõ, III. Ahmet zamanõnda 21 Ekim 1720 tarihinde imzalanan antlaşmanõn 11. maddesi hükmünce elde etmiştir. Bu antlaşma sonrasõnda Osmanlõ tüccarõnõn Rusya'da ticaret yaptõğõ gibi, Rus tüccarõnõn da Osmanlõ ülkesinde ticaret yapabileceği kabul edilmiştir. Osmanlõ Devleti ile Rusya arasõnda I. Mahmut zamanõnda yapõlan 3 Eylül 1739 tarihli Belgrat Antlaşmasõ'nõn 9. maddesiyle de Rus tacirler Osmanlõ Devleti gemileri ile ticaret yapabilme hakkõnõ elde etmiş, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasõ sonrasõnda da Karadeniz'de kendi gemileri ile ticaret yapma hakkõna sahip olmuşlardõr. Zira önceleri Osmanlõ gemileri ile ticaret yapan Ruslar, yapõlan antlaşmalar gereği artõk hem Osmanlõ hem de kendi gemileri ile ticaret yapmaya başlamõştõr. Rusya, Osmanlõ Devleti ile 1783Ticaret Antlaşmasõ'na kadar Küçük Kaynarca Antlaşmasõ'nõn hükümleriyle ticaret yapmaya devam etmiştir. 1783 Ticaret Antlaşmasõ neticesinde artõk kendi gemileriyle de ticaret yapan Rusya, bu ticarette Osmanlõ reaya gemilerini de kullanarak önemli miktarda ihracat gerçekleştirmiştir. Yapõlan ticaret antlaşmasõ neticesinde Rusya Osmanlõ topraklarõnda Avrupalõ devletlerden daha ayrõcalõklõ hale gelmiştir. Hatta İngiltere'nin 1838 Balta Limanõ Ticaret Antlaşmasõ ile Osmanlõ Devleti topraklarõnda Rusya'nõn sahip olduğu imtiyazlarõ elde edebildiği söylenebilir. Balta Limanõ Antlaşmasõyla üstünlüğünü kaybeden Ruslar, Mõsõr'õn bağõmsõzlõğõnõ kazanabilme olasõlõğõnõ göz önünde bulundurarak, karşõ bir hareketin kötü sonuçlarõnõn kendisi açõsõndan zararlõ olabileceğini düşünmüş, İngiltere ile ilişkilerini düzelttikten sonra 1846 yõlõnda Osmanlõ-Rus Ticaret Antlaşmasõ'nõyapmõştõr. Çalõşmada 1846 Osmanlõ-Rus Ticaret Antlaşmasõ her iki devlet açõsõndan ele alõnõp öncesi ve sonrasõyla değerlendirilmeye gayret gösterilecektir.
Giriş
15. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti’nin Karadeniz’in kuzey kıyılarına çıkması, Osmanlı Rus ticari ilişkilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Altın Orda Devleti’nin gücünü kaybetmesi ile birlikte Ruslar, Karadeniz kıyılarına doğru ilerlemeye başlamış ve bölgenin hâkimi konumunda bulunan Osmanlı Devleti ile diplomatik temaslar kurmuştur. İlk görüşmeler ticari ilişkiler çerçevesinde gelişmiştir. 1492’de Moskova Knezi III. İvan, Kırım hanı vasıtasıyla II. Bayezid’e mektup göndererek Karadeniz’de ticaret yapmak için izin istemiştir. Aynı zamanda III. İvan, II. Bayezid’e gönderdiği mektuplarda ticaret seferleri sırasından ölen tüccara ait ve mirasçısı bulunmayan mallar başta olmak üzere Osmanlı yönetimi ile Rus tüccarı arasındaki sorunların giderilmesi amacıyla ricalarda bulunmuştur. Rus tüccarlarına gümrüklerde çıkarılan sorunlar, ürünlere el koyma gibi konuları dile getirmiştir. II. Bayezid sorunların giderileceğine dair cevap vermiştir.
Bu mektuplarda yer alan tüccar sayısının fazlalığı Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ticaretin ne kadar etkin olduğunu gözler önüne sermektedir. Halil İnalcık da Rus tüccarının Anadolu’da etkin olduğunu dile getirmiş Aleksey, Gavril ve Stepan isimli tüccarın Bursa’da ticari faaliyetlerde bulunduğunu ifade etmiştir. 16. yüzyılda Osmanlı Rus ticareti ivme kazanmıştır. Ruslar Osmanlı Devleti’ne av kuşları, balık dişi, balmumu, maden ürünleri ve kürk ihraç ederken ipek, atlas, kadife kumaş, halı, deri çeşitleri, baharat ve değerli madenler ithal etmişlerdir. Osmanlı Rus ticaretinde büyükelçilik kervanlarının da önemli rol oynadığı görülmüştür. Osmanlı Devleti İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonra düzenli olarak Ruslardan kürk ithal etmeye başlamış ancak devlet tarafından örgütlü bir şekilde kürk ticareti 16. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşmiştir.
Rus kürkleri ve derilerinin ithalatı için Osmanlı hazinesinden büyük miktarda tahsisat ayrılmıştır. İthal edilen kürkler arasında samur, kakım, boz tilki ve ağaç sansarı bulunmaktadır. Rusya, kürklerin yurt dışına ihracında devlet tekeli uygulamış ve Sobolin Hazinesi ile Hazine Sarayı isimli kurumlara izin vermiştir. Bu iki kurum haricinde kürk ihracı yasaklanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Karadeniz kıyılarına ilerlemesi, Novgorod’un Moskova’ya bağlanması kürk ticaretinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Rus kürkleri Moldavyalı tüccar tarafından İstanbul’a getirilmiştir. Türkiye ile Çarlık Rusya’sı arasında yapılan ticarette av kuşları da önemli bir yer işgal etmiştir.
18. yüzyıla kadar Karadeniz’e çıkışının bulunmaması sebebiyle Rusya’nın Osmanlı Devleti ve Akdeniz ülkeleriyle ticareti gelişmemişti. Bu döneme kadar Osmanlı Devleti ile Rusya arasında henüz bir ticaret antlaşması imzalanmamıştı. Rus tüccarın İstanbul’da yerli ve yabancı tüccar ile ticari ilişkilerinde süreklilik bulunmamaktaydı. Rus mallarının büyük bir bölümü Ukrayna, Polonya ve Avusturya Macaristan üzerinden karayolu ile İstanbul’a getirilmekteydi. Rus ürünlerinin küçük bir kısmı ise Dinyeper ile Don girişinden denize açılan Osmanlı Devleti gemileriyle nakledilmekteydi.
1711 Purut antlaşması ile Rus tüccarının sadece karadan İstanbul’a gelmesine müsaade edilmiştir. Rusya, Osmanlı Devleti ile serbest ticaret imkânını ilk kez III. Ahmet zamanında 21 Ekim 1720 tarihinde imzalanan antlaşmanın 11. maddesi hükmünce elde etmiştir. Bu antlaşma sonrasında Osmanlı tüccarının Rusya’da ticaret yaptığı gibi Rus tüccarının da Osmanlı ülkesinde ticaret yapabileceği kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında I. Mahmut zamanında yapılan 3 Eylül 1739 tarihli Belgrad Antlaşması’nda her iki ülke tüccarının karşılıklı olarak serbest bir şekilde ticaret yapabileceği fakat Rusya’nın Karadeniz’de ticaret gemisi bulunduramayacağı ifade edilmiştir.
1756 yılında Osmanlı Devleti ile Akdeniz ülkeleri arasında ticaret yapmak amacıyla bir Rus şirketi kurulmuştur. Şirkete Temerikovsk limanından hareketle deniz ve karayolu vasıtasıyla İstanbul, Venedik, İtalya ve diğer bölge ülkelerine kürk, balmumu, yelken kumaşı, zincir, sicim, keten bez, balık, işlenmiş deri, inek ve domuz yağı, demir, pik demir, Çin kumaşları gibi ürünleri ihraç etme konusunda yetki verilmiştir. Ayrıca şirket Rusya’ya kuru üzüm, ceviz, şarap, limon suyu, pamuk ipliği, zeytinyağı, hurma, şeker, meyve ve kokuları ithal etmeyi planlamıştır. Merkezi Moskova’da bulunan şirketin bir diğer şubesi de İstanbul’da açılmıştır. Osmanlı vatandaşı Koreyan’a ait iki gemi ticaret için şirkete tahsis edilmiştir. Şirket 1760 yılında İstanbul’a havyar, inek yağı, mum, keten, balık yağı, demir ile pik demir nakletmiştir.
Rusya 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması sonrasında Karadeniz’de kendi gemileri ile ticaret yapma hakkına sahip olmuştur. Osmanlı gemileri ile ticaret yapan Ruslar, yapılan antlaşmalar gereği artık hem Osmanlı hem de kendi gemileri ile faaliyet göstermeye başlamış, diğer ülkelerden alınan gümrük vergilerini ödeyerek Rus mallarını İstanbul’a getirmiştir. Rusya, Osmanlı Devleti ile 1783’te yapılan antlaşmaya kadar Küçük Kaynarca’nın hükümleriyle ticaret yapmaya devam etmiştir. 22 Haziran 1783’te imzalanan ticaret anlaşması neticesinde artık kendi gemileriyle de Akdeniz ve Karadeniz’de serbest ticaret yapabilen Rusya, bu ticarette Osmanlı reaya gemilerini de kullanarak Osmanlı Devleti’ne önemli miktarda ihracat gerçekleştirmiştir. Aynı zamanda yabancı gemilerle Rus bayrağı altında ticaret yapma hakkını elde etmişlerdir. Yapılan ticaret anlaşması neticesinde Rusya, Osmanlı topraklarında Avrupalı devletlerden daha ayrıcalıklı hale gelmiş Osmanlı Devleti kendi kontrolünde olan Karadeniz ticaretindeki üstünlüğünü kaybetmiştir. Karadeniz’de Rusya’nın ticaret hakkını elde etmesinin ardından 1784’te Avusturya, 1802’de İngiltere ile Fransa daha sonra da diğer Avrupa devletleri bu imtiyazdan yaralanmaya başlamıştır.
1792’de Osmanlı Devleti’nden alınarak 1794’te limana dönüştürülen Odessa ile Rus ticareti ivme kazanmıştır. 19. yüzyılın ilk yarısında ekonomide meydana gelen gelişmeler ticarete olumlu bir şekilde yansımıştır. Nehir ve göller, ticarette önemli rol oynamıştır. Yüzyılın başında tarımın gelişmesiyle birlikte Rusya’dan Yunan bayraklı gemiler ile Karadeniz üzerinden Avrupa ülkelerine buğday ihracı gerçekleşmiştir. Odessa ve Taganrog limanları önem kazanmıştır. Bükreş Antlaşması sonrasında Ruslar Prut ve Turla (Dniester) nehirleri arasındaki toprakları ilhak etmiştir. Rusya ele geçirdiği Turla gümrük koridoru sayesinde 1829 yılına kadar Karadeniz’in batı kıyılarında hem ekonomik hem de stratejik anlamda ciddi ilerleme sağlamasına rağmen 1829 Edirne Antlaşmasına kadar Rus ticaret gemileri Osmanlı sularında rahat hareket edememiş antlaşma sonrasında ise serbest ticaret hakkı elde etmiştir. 1829 Edirne Antlaşmasının 7. Maddesi hükmünce Rusya’ya Karadeniz’de sınırsız ticaret ayrıcalığı tanınmış, ticaret gemilerinin Çanakkale ve İstanbul Boğazlarından geçişi serbest hale getirilmiştir.
XIX. yüzyılda, Osmanlı Devleti iktisadî bakımdan Avrupa’nın etkisi altına girmiştir. Kapitalist dünya ekonomisinin hızla yayıldığı bu dönemde, zengin hammadde kaynaklarına sahip olan Osmanlı Devleti, sanayileşmiş ülkelerin dikkatini çekmiştir. Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyılda yapmış olduğu ticaret anlaşmaları neticesinde Osmanlı pazarı, Avrupai mahsul ve mamullerin istilasına uğramıştır. 1838 yılında İngiltere, akabinde ise Rusya’nın da aralarında bulunduğu diğer Avrupa ülkeleri ile ticaret anlaşmaları imzalanmıştır.
1846 Türk-Rus Ticaret Antlaşması
1846 Osmanlı Rus Ticaret Antlaşmasına kadar ticari ilişkiler, Edirne Antlaşması’nın 7. Maddesi ile belirlenmiştir. 1846 tarihli 20 maddelik ticaret antlaşması Sultan Abdülmecit zamanında Rauf Paşa’nın sadrazam, Mustafa Reşit Paşa’nın da Hariciye Nazırı olduğu dönemde Rusya ile İstanbul’da 30 Nisan’da imzalanmış, 6 Temmuz 1846 tarihinde de iki ülke tarafından onaylanmıştır. Bu dönemde İstanbul’da Vilademir Telinof murahhas orta elçi sıfatı ile müzakereleri yürütmüştür. Dönem itibarıyla Rusya’nın imparatoru I. Nikolay’dır. Antlaşma metninin hazırlanmasında Mustafa Reşit Paşa görevlendirilmiştir. Anlaşmanın imzalanmasında Darphane Nazırlığı ile İstanbul Gümrük Emaneti müdürlüğü görevini yürüten Mehmet Tahir Bey de ikinci murahhas olarak yer almıştır.
Osmanlı Devleti sınırları ve karasuları içerisinde Rus vatandaşlarının ve gemilerinin ticari imtiyazları 10 Haziran 1783 tarihinde yapılan ticaret muahedesi ve 1829 Edirne Antlaşmasının 7. Maddesi ile belirlenmişti. 1846 yılındaki anlaşma ile önceki kararların bazıları iptal edilmiş, bir kısmı yeniden düzenlenmiş diğer bölümleri de aynen onaylanmıştır. Anlaşmanın hükümlerinin tamamının karada ve denizde görevli olan tüm askeri ve idari memurlar tarafından eksiksiz bir şekilde uygulanması taahhüt edilmiştir. Rusya’nın Osmanlı Devleti sınırları içerisinde en imtiyazlı devletler (İngiltere ve Fransa) ile eşit haklara sahip olması kararlaştırılmıştır. Antlaşma yapıldıktan sonra verilecek imtiyazlarda da bu konunun göz önünde bulundurulması kabul edilmiştir.
Daha önce diğer yabancı devletlerle yapılan antlaşmalarda olduğu gibi dış ticaret için gümrük vergisi %3 olarak kararlaştırılmıştır. Rus tüccar ve vekillerinin Osmanlı Devleti’ne ihraç ettikleri gerek Rus gerekse bir başka devletin mahsulünden veya Osmanlı Devleti’nden ithal ettikleri ürünlerden önceki şartlar dâhilinde vergi tahsil edileceği belirtilmiştir.
Rus tüccarı, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla Osmanlı Devleti’nin tarım ve sanayi ürünlerini gerek ithal etmek gerekse Osmanlı Devleti sınırları içerisinde ticaretini yapmak için satın alabilecekti. Rus tüccarı, ürünleri tekelleştirmemek şartıyla Osmanlı Devleti’nin her bir limanına nakledebilecek, satıcı ve müşteriden hiçbir şekilde vergi alınmayacak ve Osmanlı Devleti’nin şartlarına uyduğu sürece, elde etmiş olduğu ticari hakları devam ettirebilecekti. Rusya yapacağı ticari faaliyetlerde Osmanlı Devleti’ne sorun çıkarmayacak, belirlenen hukuki şartlar gereği Osmanlı Devleti vatandaşları için kararlaştırılan vergiler her ne şekilde olursa olsun bu antlaşmayı ihlal etmeyecek, Osmanlı Devleti de Rus tüccarına yeni vergiler yüklemeyecekti.
İç gümrük vergileri kaldırılarak iki devlet arasında uygun bir düzenleme yapılmıştır. Rus tüccarının ihracat amacıyla gemiye yüklediği ürün için verdiği %3 reftiyenin dışında eşyanın ulaştığı iskelede %9 amediye ödemesi kararlaştırılmıştı. Osmanlı Devleti bu vergiler haricinde gerek devlet eliyle gerek münferid olarak hiçbir şekilde vergi talep etmeyecekti. Osmanlı Devleti, karara uyulmadığı takdirde Rusya’nın itirazını değerlendirecek, alınan vergi geri ödenecek ve vergiyi tahsil eden kişinin derecesi ne olursa olsun cezalandıracaktı. Geminin yükleneceği limanda ya da ihraç olunacak bölgede, satın alınan eşya ve mahsulden %9 Amediye ve %3 reftiye alınacaktı.
Gerek Rusya’nın gerekse diğer yabancı devletlerin tarım ve sanayi ürünleri, Rus tüccarı tarafından %3 vergi ödenmek şartıyla Osmanlı Devleti’ne getirilebilecek ve ülkenin her bölgesinde bu şarta uyulacaktı. Ayrıca Rus tüccarı ürünleri ister getirdiği bölgede ister memleketin herhangi bir bölgesine götürerek orada satsın %2 ek vergi ödemek zorundaydı. %3’ün eşya iskeleye ulaştığında %2’nin ise satışta alınması gümrük idaresinde problemlere sebep olacağından, ortaya çıkacak sorunların giderilmesi için vergilerin birlikte %5 olarak alınması ve iki verginin ayrı olarak gümrük defterlerine kaydedilmesi kararlaştırılmıştır. Tüccarın menfaati de düşünülerek %2’lik verginin ödenmesinde kolaylıklar sağlanmış ve gümrük defterine kaydedildiği tarihten itibaren kefil göstermek şartıyla ödemesi için bir sene süre verilmiştir. Eğer aynı ürün içerde veya dışarıda ister yerli ister yabancı tüccar tarafından tekrar satılacak olursa satıcı ile alıcıdan ve ürünü alıp ithal etmek isteyenden hiçbir şekilde vergi alınmaması kabul edilmiştir.
Rus tüccarı, Osmanlı Devleti’ne yabancı ülkelerden gelmiş ve girişi sırasında %3 vergisi ödenmiş olan ürünü satın alabilecek ve %2’nin haricinde vergi ödemeksizin Osmanlı Devleti sınırları içerisinde satabilecekti. İstediği takdirde tekrar ihraç etme hakkına sahip olabilecekti. İthal eşya, boşaltıldığı limanda %3 ve %2’lik vergisi alındıysa hiçbir vergi talep edilmeksizin diğer bir limana nakledilebilecekti. İthal olarak gelen eşya Osmanlı Devleti’nde satılmayıp, el değiştirmeden yabancı ülkelere gönderilmesi gerektiği takdirde ödenmiş olan %2’lik vergi sahibine iade edilecekti.
Rus tüccarı, Osmanlı Devleti’nde üretilen eşya ve emtiadan satın alıp, gerek bulundukları bölgede gerekse Osmanlı Devleti’nin diğer bölgelerinde satmak isterse, yerli tüccar gibi muamele görecek bunun dışında vergi talep edilmeyecek ve hiçbir şekilde Rus tüccarına haksızlık yapılmayacaktı.
Daha önceki antlaşmalarla belirlenen serbest ticaret usulü gereğince Rus tüccarının Rusya’dan ya da bir diğer devletten getirdikleri eşya, emtia ve erzağın gümrüğünü ödedikten sonra Osmanlı Devleti mağaza ve ticarethanelerinde toptan veya parça parça ticaretini yapabilecekti. Rus tüccarı, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde aldıkları tarım ve sanayi ürünlerini, belirlenmiş şartlar dâhilinde toptan veya perakende olarak satabilecekti. Yalnız Rus vatandaşlarına, Osmanlı Devleti’nin gedikli ve gediksiz esnafı gibi seyyar satıcılık yapmasına ve Osmanlıya özgü sanatlar için tezgâh kurmasına izin verilmemiştir.
Daha önce yapılan antlaşmalarda olduğu gibi Karadeniz’den Akdeniz’e ve Akdeniz’den Karadeniz’e gidip gelirken Halic-i Kostantiniyye ve Çanakkale Boğazı’ndan geçen Rus ticaret gemileri için verilmiş olan serbest geçiş hakkı bu anlaşmada da yer almıştır. Başka bir ülkeye gönderilmek üzere gelen ürünlerin Rus ya da başka ticaret gemilerine yükleninceye kadar, karaya çıkarılıp gümrüğün bilgilendirilmesi ve ürünlerin mühürlü bir şekilde gümrük depolarında muhafaza edilmesi gerekmekteydi. Şayet gümrük depolarında yer olmazsa ürünün, gümrüğün uygun gördüğü depolarda saklanması ve gönderileceği zaman da sahibine teslim edilmesi kararlaştırılmıştır. Osmanlı Devleti, depolara konulan üründen vergi ya da başka bir isimle ücret talep etmeyeceğini taahhüt etmiştir. Osmanlı Devleti’ne getirilen eşyadan, devletin sınırları içinde satılmayıp diğer ülkelere gönderilecek olursa, sadece %3 ithal vergisi alınması bunun dışında hiçbir şekilde başka bir verginin tahsil edilmemesi kabul edilmiştir.
Osmanlı Devleti’nde bazı konular istisna olmak üzere tarım ürünleri de dâhil tekel oluşturulmayacaktı. Osmanlı Devleti, ürünün alım ve satımında ya da bir bölgeden diğer bölgeye naklinde izin usulünü kaldıracak, Rus tüccarı ticaret amacıyla izin almayacak ve izin için herhangi bir vergi ödemeyecekti.
Mücbir bir sebeple Osmanlı Devleti tarım ya da diğer bir ürününün ihracını yasaklamak zorunda kalırsa, uygulama için kısa süre içerisinde gerekli limanlara yasağın süresi ile ürünlerin listesi bildirilecek ve Rus elçiliği de haberdar edilecekti. Bu konu hakkında istisnalar olmayacak yasak her tüccara olduğu gibi Rus tüccarına da uygulanacaktı.
Savaş edevatının, top, barut, kurşun ve ateşli silahların ticareti yasak olup sadece bir insanın av için kullanacağı en fazla 5 vukiyyelik saçma ve gerekli miktarda barut satılabilirdi. Rus ticaret gemileriyle izinsiz olarak top nakledilemez ve satılamazdı. Eğer limana getirilirse gümrükte depoya çekilirdi. Ticaret gemilerinin kendi güvenliklerini sağlayabilecek derecede top taşımalarına izin verilirdi.
İki devlet arasında karşılıklı olarak genel ticaret serbestisi kabul edilmiştir. Ancak bazı konular serbest ticaretin dışında tutulmuştur.
Rus tüccarına, balık avlaması ve satması için izin verilmemiştir. Sülük avının da Maliye Nezareti’nin idaresinde olduğu belirtilmiştir. İthal edilen şap Osmanlı Devleti’nin koymuş olduğu kurallara uygun olarak satılacaktı. Osmanlı Devleti’ne ülke dışından tuz getirilmesi yasaklanmıştı. Memlekette tuz çıkarılan bölgelerde özel satış yerlerinin açılması ve tuzun üretildiği yerde satılması kararlaştırılmış bölge dışına çıkarılması men edilmiştir. Rus tüccarının da bu kurala uyması şart koşulmuştur. Fakat ihraç edilen diğer ürünler gibi vergisi ödenerek Osmanlı Devleti’nde üretilen tuzun ihraç edilmesine izin verilmiştir.
Yabancı devletlerden ithal edilen enfiyenin geldiği gibi, kavanozları açılmaksızın satılması kararlaştırılmıştır. Seyyar satıcı tarafından tartılarak satılmasına da izin verilmiştir. Rus tüccarının Osmanlı mahsulü olan enfiyeyi ihraç etmek üzere satın almasına müsaade edilmiş fakat Osmanlı Devleti sınırları içerisinde satması yasaklanmıştır. Osmanlı duhanından öşür vergisi dışında ekim izni için de özel vergi alınmıştır. Rus tüccarı ihraç için duhan satın aldığında %12 gümrük vergisi ödemesi gerekmekteydi. Öşür ve ekim izni vergisinin satıcı tarafından ödendiğini gösteren belgenin ihraç sırasında ibraz edilmesi istenmiştir. Vergilerin ödendiğini gösteren belgenin olmaması halinde tüccar tarafından tekrar ödenmesi kararlaştırılmıştır. Satın aldıkları duhanı Osmanlı Devleti sınırları içerisinde sattıklarında en imtiyazlı devletin tüccarına tanınan hak Rus tüccarına da verilmişti.
Alkollü içkilerin sadece toptan satılabileceği kabul edilmiş, Rus vatandaşları tarafından kıyye ve kadeh ile dükkân, mağaza, gemi, kayık ve sandallarda satılması yasaklanmıştır. Antlaşmaya aykırı bir şekilde ticaretin engellenmemesi istenmiştir. Osmanlı tarafından üretilen alkollü içkiler, sınır içerisinde satılırken Ruslara devlet içerisinde en imtiyazlı devlet tüccarına tanınan hakların verilmesi ve onlarla aynı oranda vergi alınması kararlaştırılmıştır.
Osmanlı Devleti’nde üretilen ipeğin gümrük vergisi ödendikten sonra ihraç edilmesine izin verilmiş gümrük bulunmayan limanlardan ülke dışına çıkarılması yasaklanmıştır. İpeğin sadece Osmanlı Devleti’nin sefaretlere bildirmiş olduğu limanlardan gemilere yüklenmesine karar verilmiştir. Belirlenen limanların sefaretlerin muvafakati olmadıkça değiştirilmemesi istenmiştir.
Bu antlaşmada taahhüt edilen şartlar çerçevesinde tüccara, bizzat kendisi veya milliyet farkı gözetmeksizin ortaklık kurduğu ya da vekil gösterdiği kişinin aracılığıyla ticaret yapmasına izin verilmiştir. Bu usul tüm Rus tüccarı ve vatandaşları için geçerli olmuştur. Fakat Rus tüccar ve vatandaşlarından kanunlara aykırı durumlara dikkat etmeleri ve usulsüz ticaret yapmamaları istenmiştir. Kanunlara uymayan tüccarın ilgili Rusya memurları tarafından cezalandırılacağı taahhüt edilmiştir.
Antlaşmada Rus ticaret gemilerine yüklenen emtianın içeriğiyle ilgili belgenin, Osmanlı Devleti ile Rusya sefareti arasında müzakere edilerek kararlaştırılacağı belirtilmiştir. Bu antlaşmanın içerdiği şartların Osmanlı Devleti’nin Asya, Avrupa ve Afrika’da bulunan tüm topraklarında geçerli olacağı bildirilmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti, Mısır’da Rus tüccara, en imtiyazlı devletlere tanınan hakları vermeyi taahhüt etmiştir.
Eflak ve Boğdan ile imtiyaz elde eden Sırp eyaletleri de yapılan antlaşmada ele alınmıştır. Rusya’nın bahsi geçen eyaletlere getirdiği ürünün vergisinin bölge gümrüklerinde tahsil edilmesi kararlaştırılmıştır. İhraç edilen ürünlerin Osmanlı Devleti’nin diğer bölgelerine götürüldüğünde de hiçbir vergiye tabi tutulmayacağı ifade edilmiştir.
Ticaret için uygulanan şartlar gereğince Rus tüccarına tanınan haklara Osmanlı Devleti de sahip olacak ve Rusya’da aynı şekilde ticaret yapabilecekti. Rusya’da ticaret için en imtiyazlı milletlere verilen haklar Osmanlı Devleti’ne de verilecekti.
Bu antlaşma Nisan 1856’ya kadar geçerli olacak sürenin bitiminden 6 ay önce antlaşmanın hükümlerinin aynen ya da yeniden düzenlenerek uygulanması yönünde görüşmeler yapılacaktı.
Osmanlı Devleti’nde Rus tüccarından alınacak vergi için düzenlenen tarifenin Ekim 1842 tarihinden itibaren 12 sene geçerli olması düşünülmüş ise de antlaşmanın müddetinin sonuna kadar uygulanması, kurallara uyulması ve sürenin bitimi ile yenilenmesi kararlaştırılmıştır. Bu arada iki taraf arasındaki antlaşma gereği yapılan ticaretten alınacak %9’luk verginin 3 %2’nin ise 2/3’ye indirilmesi kararlaştırılmıştır. Tarifede değeri belirtilmemiş ürünlerin vergisinin aynı şartlarda ödenmesi ve tüccara verilen hakların muhafaza edilmesi kabul edilmiştir.
Anlaşmanın imzalanmasından iki ay ya da daha kısa süre içerisinde iki devlet tarafından onaylanarak 1846 yılının Temmuz ayından başlamak üzere yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca 30 Nisan 1846 tarihinde Rusya Sefaretine antlaşma metnine ilave olmak üzere üç takrir gönderilerek açıklamalar yapılmıştır.
Rusya’dan gelen hububatın eskisi gibi vergiden muaf tutulmasının imparator tarafından kabul edilmesi, Osmanlı Devleti tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Fakat zamanla ortaya çıkabilecek sorunların engellenmesi amacıyla bazı önlemler alınmıştır. Rusya’dan gelen hububat (buğday, arpa, çavdar ve mısır), Osmanlı vatandaşları tarafından sirkülasyonuna kadar gümrük vergisinden muaf tutulmaktaydı. Hariciye Nezareti tarafından 20 Eylül 1842 tarihinde Rusya Sefaretine gönderilen hüküm gereğince uygulanmakta olan bu konu hiçbir şekilde Rusya ve diğer devletler tarafından emsal gösterilip vesair mahsuller için de talep edilmeyecekti. Muafiyet sadece Rusya mahsulleri için geçerli olacak Osmanlı mahsulü, bu dört ürünün, Rusya tüccarı tarafından alınıp satılmasında gümrük vergisi ödenecekti.
Antlaşmanın dördüncü maddesinde beyan edilen eski ve yeni vergilerin birlikte alınması fıkrası ile altıncı, onuncu, on birinci ve on ikinci maddelerinde yer alan özel şartlar kabul edilmiş ise de esnaflık ve seyyar satıcılık gibi düzenlemelerin Rusya vatandaşlarına uygulanmasının diğer dost devletlerin bu şartları kabullerine ve onların vatandaşları arasında da yaygınlaştırılmasına bağlı olduğu dile getirilmiştir. Rus vatandaşlarına Osmanlı topraklarında en imtiyazlı devlet vatandaşları gibi işlem yapılacağı ifade edilmiştir.
Antlaşmanın beşinci maddesinde yer alan Rus tüccarının yerli tüccar gibi muamele görmesi konusu ele alınarak açıklamalar yapılmıştır. Rus tüccarının Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaptıkları ticarette yerli tüccar gibi amediye ve reftiye olarak %12 vergi ödemeleri kararlaştırılmıştır. Fakat bazı emtia ve eşyanın vergisi farklı olduğundan bir tarife düzenlenerek sefarete gönderildiği beyan edilmiştir.
Rus tüccarının Osmanlı ipeğini ithal etmek için satın aldığında gümrük vergisini ödedikten sonra gemilere yükleyerek nakledilebileceği iskeleler, 30 Nisan 1846’da imzalanan Ticaret Antlaşması gereğince Rusya sefaretine bildirilmiştir (Tablo 1).
15 Temmuz 1846 tarihinde Rusya elçisi Vilademir Telinof, Hariciye Nezareti sahilhanesine davet edilmiş her iki devletin imzaladığı anlaşma metinleri teati edilmiştir. Anlaşma sonrası iki ülkenin memurlarına hediye ve nişanlar takdim edilmiştir. Rusya elçisi Vilademir Telinof’a padişahın tasviri ile süslü 60 bin, Alexander Hangerli’ye tuğralı 30 bin, Bogdanav’a 20 bin, üçüncü tercüman Gamazov’a 12.500 kuruş değerinde üzeri mücevherlerle işlenmiş birer kutu hediye edilmiştir. Serkatip vekili Zubovin’e ikinci, Buharin, Giriev ile ikinci tercüman Çernyayev’e üçüncü, Perovskiy’e dördüncü, Serkatip Prens Karsakov’a beşinci dereceden nişan verilmiştir. Ayrıca Kont Nesselrod tarafından ticaret anlaşmasının hazırlanması ve imzalanması sırasında emekleri bulunan La Pine ve Baron Jomini’nin de ödüllendirilmesi gerektiği Vilademir Telinof’a bildrilmiştir. Bunun üzerine Telinof durumu Osmanlı Devleti’ne bildirerek bahsi geçen kişilere de nişan verilmesini rica etmiştir. Yapılan müzakerelerden sonra Meclis-i Vâlâ Riyaseti ile Hariciye Nezareti, ikinci numaradan nişan-ı âli verilmesini uygun görmüş ve padişah tarafından da onaylanmıştır.
Rusya tarafından ise Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa’ya Aigle Blanc nişanı, Darphane-i Âmire Nazırı Tahir Beyefendi’ye imparator tasvirli mücevher kutu, Amedi-i Dîvân-ı Hümâyun Mümtaz Efendi’ye İmparatorun cigarasıyla mücevher kutu, Dîvân-ı Hümâyun Tercümanı Fuat Efendi ile Hariciye Müsteşarı Ali Efendi’ye Saint Stanislas nişanının sınıf-ı evveli, Hariciye Kâtibi Tevfik, Gümrük Emini Vekili Muhtar, Beylik Kesedarı Afif ve Gümrük Sandık Emini Lutfullah Efendilere mücevher kutu, Tahir Bey’in mühürdarı ile Hariciye Nezareti mühürdarı Behçet Efendi’ye elmas yüzük takdim edilmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti memurlarına dağıtılması için Rusya imparatorunun gönderdiği 2.000 Macar altının Hariciye Nezareti tarafından teslim alındığı hazineye bildirilmiştir.
Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki barış gereğince her iki devlet vatandaşlarının ticari ilişkilerinin günden güne artması sebebiyle iki devlet arasında akdedilen ticaret antlaşmasının temmuz ayından itibaren uygulamaya konulması kararlaştırılmıştır. Hükümlerinin içeriğinin bilinmesi için de gerekli bölgelere antlaşma metinleri gönderilmiştir. Antlaşmada yer alan seyyar satıcılık ve esnaflık gibi istisnai uygulamaların ikinci bir emre kadar gizli tutularak tatbik edilmemesi diğer şartların ise hemen uygulamaya konulması istenmiştir.
Antlaşmanın imzalanmasından sonra Osmanlı Devleti ile Rusya arasında bazı ihtilaflar meydana gelmiş ise de çözüme kavuşturulmuştur. Trabzon’daki gümrük memurlarının duhanın kıyyesi için 52 para yani %28 vergi istedikleri, antlaşmaya aykırı hareket ederek Rus tüccarının ticari metalarını alıkoydukları ve köylünün Ruslara duhan satmasını yasaklayarak ticareti engelledikleri Rus sefaretine bildirilmiştir. Rus konsolosu da durumu Bâbıâlîye arz ederek antlaşmaya uygun hareket edilmesini istemiştir. Rus vatandaşı olup Trabzon’da duhan ticaretiyle iştigal eden tüccarın 4 Mart 1852 tarihli şikâyeti doğrultusunda Osmanlı Devleti Trabzon valisine bir emirname göndermiştir. İki devlet arasında daha önce imzalanan ticaret antlaşmalarına göre Rus tüccarın %3’ten fazla gümrük vergisi ödemeyeceği 30 Nisan 1846 ahitnamesi gereğince de %9 reftiye toplamda ise %12 alınması kararlaştırıldığından bunun dışında herhangi bir verginin alınmaması gerektiği beyan edilmiştir. Duhan gümrüğü konusunda ahitnamenin 11. Maddesinin 6. Faslında belirtilen hükmün uygulanmasını, Rus tüccarının aleyhine olan bu ihtilafın ortadan kaldırılarak tarifelere uyulması talep edilmiştir.
Yapılan ticaret anlaşmalarında yabancı tüccarın kendi memleketinden ya da başka bir devletten aldığı ürünü Osmanlı Devleti’ne getirdikleri eşyanın vergileri, geldikleri gümrükte, Osmanlı Devleti’nden alıp götürdükleri eşyanın gümrük vergisinin ise çıkış gümrüklerinde alınması gerektiği belirtilmiştir. Rusya ile 1846 senesinde imzalanan ve süresi 1853’te bitecek olan ticaret anlaşmasında dahi gümrük vergilerinin belirtilen şekilde alınması kararlaştırılmıştır. Anlaşma gereğince Rus tüccarının Trabzon yoluyla İstanbul’a naklettikleri eşyanın gümrük vergisi İstanbul’da alınmaktaydı. Trabzon ve çevresinde bulunan gümrüklerin idari şartlarında düzenlemeler yapıldıktan sonra gemiye yüklenen eşyanın gümrük vergisinin Trabzon iskelesinde alınması kararlaştırılmıştır. Yapılan iyileştirmeler sonrasında bazı karışıklıkların yaşandığı da görülmüştür. Örneğin Rus tüccarından Nikola’nın Trabzon yolu ile İstanbul’a gönderdiği emtianın gümrük vergisi Trabzon’da alınmış olmasına rağmen İstanbul’da da istenilmiştir. Durum Trabzon valisine sorulduktan sonra problem giderilmiştir.
Antlaşmanın 6. Maddesinde Rus tüccarının Osmanlı Devleti’nin gedikli ve gediksiz esnafı gibi seyyar satıcılık yapmasına izin verilmemiştir. Fakat Rus tüccarının bu konuya riayet etmediği görülmüştür. Örneğin Erzurum ve Kars’da Rus vatandaşlarından birçoğunun esnaflık yaptığı tespit edilmiş bölge valisi Hamdi Paşa’dan önlem alması istenmiştir.
Antlaşmada savaş edevatının, top, barut, kurşun ve ateşli silahların ticareti yasaklanmış sadece bir insanın av için kullanabileceği en fazla 5 vukiyyelik saçma ve gerekli miktarda barutun satılmasına izin verilmişti. Yasak mamullerin taşınmaması için Osmanlı Devleti gerekli önlemleri almış gümrüklerde vergisi alınan eşyalara dikkat edilmesi, taşınması ve satımı yasak olan eşyalara da el konularak gemilere yüklenilmemesi için emirler yayınlamıştır. Örneğin İzmir’de yaşayan Rus tüccarı İzmir gümrüğünde vergisini ödeyerek Midilli’de satmak üzere 100 varil barutu gemiye yüklemiş fakat Ayvalık’a götürmüştür. Barut limanda kabul edilmemiş Tophane müşiri haberdar edilmiş ve barut Midilli’ye götürülüp el konularak cephaneliğe yerleştirilmiştir. Sonra da barutun satımının ve memlekete girişinin yasak olduğu ve bunun herkes tarafından bilindiği açıklanmıştır.
Karadeniz’in Anadolu sahilinden Rusya’ya ticaret için giden Osmanlı kayıklarının yasak bölgelere girmemeleri ve harp mühimmatı gibi yasak eşya taşımamaları için memurlara talimat gönderilerek hassasiyet gösterilmesi istenmiştir. Buna rağmen kanunlara aykırı olarak küçük çaptaki kayıkların Çerkezlere top ve mühimmat taşıdıkları tespit edilmiştir. Liman idaresinden kayıkların içini kontrol ettirmesi, harp mühimmatı bulunduğu takdirde kayıklara el konularak kaptanlarının cezalandırılması istenmiştir. Osmanlı Devleti vatandaşlarının antlaşma hükümlerine riayet etmesi için memurlar uyarılmış aksi durumda kendilerinin sorumlu tutulacağı Trabzon ve Kastamonu valilerine bildirilmiştir.
Zahire yükü ile Karadeniz’den geçerek Akdeniz’e gidecek olan Rus tüccar gemilerine, gerek yüklü gerekse güzergâh üzerindeki limanlardan yük alacak olsun gideceği mesafe uzak olmadığından, yolculuk için uzun süreye ihtiyaç duyulmadığından, İstanbul Boğazı’ndan girişi ile Çanakkale Boğazı’ndan çıkışı için 15 günlük bir süre tanınmıştı. Kırım Savaşı sebebiyle 15 günlük sürenin bitiminden sonra zorunlu sebeplerden dolayı bölgede kalan Rus tüccar gemilerine 45 gün süre verilmesi kararlaştırılmıştır. Avrupa ve Afrika taraflarından gelen ve okyanuslarda bulunan dost devlet tüccarının ticari eşyalarıyla yüklü Rus tüccar gemilerinin Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Karadeniz’e girmeleri için 24 Kasım 1853’ten itibaren 3 aylık sürenin yeterli olacağı beyan edilmiştir. Tüccar gemilerinin iki boğazın muhafızları tarafından korunacağı ve bu süre içerisinde Rus bayrağı ile seyahat edecek tüccar gemilerine müdahale edilmemesi için Osmanlı Devleti savaş gemileri komutanlarına gerekli talimatlar verileceği dile getirilmiştir. 3 aylık sürenin bitimine kadar tüccar gemilerine gümrük tarafından dahi müdahalede bulunulmayarak mevcut kanunlara göre işlem yapılması istenmiştir.
Kırım Savaşı sebebiyle Osmanlı Devleti ve Rusya arasındaki resmi ilişkiler kesilmiş olmasına rağmen irade çıkarılarak Osmanlı Devleti memurlarına Rus tüccar ve vatandaşlarına iyi davranılmasına dair talimatlar verilmiş işlerinin kolaylaştırılması ve haklarına riayet edilerek hürmet gösterilmesi, Rus konsolos ve memurlarına layıkıyla davranılması şikâyete sebep olacak davranışlarda bulunulmaması talep edilmiştir.
Kırım Savaşı başladıktan sonra Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunan Rus tüccar ve vatandaşlarının, işlerinin 6 ay boyunca Avusturya memurları tarafından yürütülmesi, kanunlara uymayanların süre bitimine bakılmaksızın bulundukları bölgelerden çıkarılması kararlaştırılmıştır.
Sonuç
Osmanlı-Rus ticari ilişkileri, 18. yüzyıldan itibaren imzalanan antlaşmalarla giderek kurumsallaşmış ve Karadeniz’in uluslararası ticarete açılmasıyla birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. 1720 Antlaşması ile başlayan süreç, 1739 Belgrad, 1774 Küçük Kaynarca ve 1783 antlaşmalarıyla Rus tüccarına önemli imtiyazlar sağlamış, 1846 ticaret antlaşmaları ile bu ayrıcalıklar pekiştirilmiştir. 1846 Osmanlı-Rus Ticaret Antlaşması, yalnızca iki devlet arasında imzalanmış bir ticari düzenleme olmaktan öte, Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılda Avrupa ile bütünleşen ekonomik yapısının tipik bir göstergesi olmuştur. Özellikle 19. yüzyılda sanayi devriminin yarattığı yeni ekonomik dinamikler ve 1838 Balta Limanı Anlaşması’nın getirdiği serbest ticaret düzeni, Osmanlı pazarının yabancı devletlerin çıkarları doğrultusunda şekillenmesine yol açmıştır. Osmanlı Devleti’nin 1838 Balta Limanı Anlaşması ile başlattığı serbest ticaret rejimine 1846’da Rusya da dâhil edilmiş böylece Osmanlı ekonomisi yabancı devletlerin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirilmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin geleneksel iktisadi düzeninin çözülme sürecinde, hem siyasi hem de ekonomik bağımlılığın derinleşmesine işaret etmektedir.
Antlaşma, görünürde ticari dengeyi gözetiyor gibi görünse de gerçekte yerli sanayinin zayıflamasına ve yabancı malların Osmanlı pazarında hâkimiyet kurmasına hizmet etmiştir. Ayrıca, Rusya’nın Osmanlı topraklarında Avrupalı devletlerle rekabet edebilecek düzeyde imtiyazlar elde etmesi, iki devlet arasındaki ilişkilerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik boyutunu da etkilemiştir. Osmanlı-Rus ticaret antlaşmaları, bir yandan iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamış; diğer yandan Osmanlı Devleti’nin geleneksel ekonomik yapısını sarsarak, Batı karşısındaki bağımlılığını artıran sürecin bir parçası olmuştur. Antlaşma ile Rus tüccarına İngiltere ve Fransa ile eşit haklar tanınması, Osmanlı Devleti’nin denge politikası çerçevesinde Avrupa güçleri arasındaki rekabeti gözettiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Osmanlı, Rusya’yı dışlamamakla birlikte onu İngiltere karşısında ikincil konuma da indirgememiştir.
İç gümrüklerin kaldırılması, düşük oranlı vergiler (%3 reftiye, %9 amediye) ve ithalat-ihracat kolaylıkları, kısa vadede ticari hacmi artırsa da uzun vadede Osmanlı iç piyasasını yabancı mallara açık hale getirmiştir. Özellikle sanayi ürünlerinde Rusya’nın rekabet avantajı, yerli üretim üzerinde yıkıcı etki yaratmış ve Osmanlı sanayisinin çöküşünü hızlandırmıştır. Antlaşma, Rusya’nın Osmanlı üzerindeki nüfuzunu yalnızca ekonomik düzlemde değil, diplomatik düzeyde de güçlendirmiştir. Osmanlı’nın imtiyaz dağıtımında Rusya’yı en ayrıcalıklı devletler grubuna dâhil etmesi, Rusya’nın Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlarını pekiştirmiştir. Buna rağmen, Osmanlı Devleti’nin aynı dönemde İngiltere ve Fransa ile de benzer anlaşmalar yapmış olması, devletin büyük güçler arasında manevra alanı yaratma çabasını göstermektedir.
1846 Osmanlı-Rus Ticaret Antlaşması, Osmanlı iktisat tarihi için yalnızca bir ticari belge değil, aynı zamanda küresel kapitalist sistem karşısında Osmanlı’nın bağımlı konumunu kurumsallaştıran bir dönemeç olarak değerlendirilmelidir. Antlaşma, Osmanlı-Rus ilişkilerinde iktisadi yakınlaşmayı sağlamakla birlikte, Osmanlı ekonomisinin Batı merkezli dünya ticaret düzenine entegrasyonunu ve bu süreçte yerli üretimin zayıflamasını hızlandırmıştır. Bu yönüyle, 19. yüzyıl Osmanlı dış ticaret politikalarının hem ekonomik bağımsızlık hem de siyasi egemenlik açısından yarattığı kırılganlıkları gözler önüne sermektedir.
1838 ve takip eden yıllarda Avrupa Devletleri ve Rusya ile imzalanan ticaret antlaşmaları 1861-1862 yıllarında yapılan Kanlıca Ticaret Muahedeleri ile daha da geliştirilmiştir. Böylece Osmanlı Devleti’nin geleneksel yapısı bozulmuş ve Osmanlı Devleti yabancı devletlere daha fazla bağımlı hale gelmiştir.
Etik Beyan
Bu çalışmada “Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi” kapsamında belirtilen tüm kurallara uyulduğu beyan edilmiştir


